23 October, Friday: Urban Spaces of Art


16:00-16:45 Creative Space Occupied – Parallels btw the Youth Revolt in the ‘80s and the Gentrification Problem in Today’s Zurich City

Maya Minder (curator and artist, UZH, ZHdK, CH-KOR)

A study of the parallels between acts of occupation to create creative and autonomous spaces; and for temporary use in urban development. The lecture draws a line from the autonomous squatting scene in Zurich from the 1980s untill today, to the contemporary urban dynamics of temporary use of empty buildings by the creative class and people and its effects as an urban catalyst.

Sunum boyunca yaratıcı ve özerk alanların işgalleri ile günümüzdeki, şehir geliştirmenin kullanımları arasındaki benzerlikleri araştıracağız. Zürih’deki 1980’lerde kurulmuş özerk işgalevi sahnesinin örneklerinden bugünkü boş binaların yaratıcı sınıfın yaptığı geçici kullanımların şehir dinamiklerine ve bunun şehre nasıl bir etki verdiğine kadar bir tarih çizelgesi takip edeceğiz.

 

16:45-17:30 Urban Laboratories as Sites of Artistic Practice

Samu Szemerey (architect and urbanist, Contemporary Architecture Center Budapest, HU)

Living labs and urban laboratories are increasingly popular frameworks for experimenting with the spaces and systems of cities. Whether as sites of applied research and development or as open-source knowledge resources for horizontal self-government, they envision an innovative environment rooted in practice; where citizens’ initiatives, new technologies and creative endeavours can overlap. The talk will explore living labs as potential sites of artistic practice, their potential and limitations, as well as their effect on the relationship of art and cities.

Şehir sistemleri ve alanlarıyla tecrübe için, yaşam ve şehir laboratuvarları artmakta olan popüler çalışma konularıdır. Uygulamalı araştırma ve geliştirme veya şehir yönetiminin açık kaynaklı bilgi kaynakları olsun, pratik temelli, yaratıcı, şehir girişimleri, yeni teknolojilerin ve kreatiflerin bir araya getirdiği bir çevreyi öngörürler. Sunum sırasında yaşayan laboratuvların sanat yapmak için verdiği potansiyeli ve bunun sınırlarının yanı sıra sanat ve şehircilik arasındaki ilişkiye verdiği etkiyi göz önünden geçireceğiz.

 

17:30-17:40 Coffee Break

 

17:40-18:00 Guided tour: on the Playground exhibition

Füsun Ipek (artist and curator, ZhdK, HU-TR)

The exhibition entitled Playground showcases urban phenomena in the 21st century through the works of contemporary Hungarian artists: it reminds city dwellers to perceive our surroundings anew, not only with personal dream-like expressions, but also with materials found in, and themed around the city itself. Playground: An outdoor area set aside for recreation and play 2. The area or sphere of a particular activity.
As a child we jump on the zebra crossing from one white stripe to the other, trying to avoid the black area. We count the pigeons staring out the school’s window, or, as Orhan Pamuk did, try to remember the history of our neighbourhood’s local shops. We also play with dollhouses and dream of lifting off the ground and flying above the district we live in. As a teenager we steal posters of our favourite concert or exhibition and we spend long summer nights sitting on a curb. Both of these perspectives of a city disappear with adulthood. We lose interest in carrying home bits and pieces from the street, we stop imagining our surrounding as a scale model. The city turns into a setting; the background of our everyday life. We use the city following the rules we learnt and keep it separate from our private sphere. We do not feel at home, so we behave and use all functions as they are meant to be used. Neither do we perceive the city as an unknown space, so we are only curious to discover it as tourists. The inhabitants of Istanbul (‘Istanbullu’) are very creative in keeping the child-like awareness alive, and use the streets actively, with familiarity. Millions of tourists have this kind of magic memories of Istanbul, memories from the place where the city and the private are connected, where public and personal spaces are redrawn in a unique way. The Playground exhibition shows us how to look around with that certain child-like thoughtfulness in our everyday environment, and how to remember common memories of cities that may otherwise be lost. A city can also be our playground. It only depends how we perceive and use it.

Playground sergimiz şehir ortamının güncel sanat üzerindeki Macar yansımalarını sunar. Bu etkileşimin rüyasal yansımalarının yanı sıra, şehirde bulunan veya şehirden kaynaklanan görsellerin yeni ifade kazandığı, şehrin her sakininin farklı olarak da olsa günden güne algıladığı birçok ortak deneyimin ifade edilmesini sunar. Playground – “oyun alanı”: açık havada bulunan oyun ve rekreasyon alan, belli bir etkinlik için mevcut alan.

Çocukken yaya geçitlerinde siyah yerlere basmamaya dikkat ederek beyaz şeritten beyaz şerite zıplardık. Okulun penceresinden güvercinleri sayardık veya Orhan Pamuk’un yapmış olduğu gibi bölgedeki bakkalların rivayetleri hakkında hayal kurardık. Çocukken bebek evleriyle, arabalarla oynayıp, rüyalarımızda evimizin üstünden uçardık. Gençliğimizde hayran oldugumuz grupların afişlerini sokaklardan toplayıp evimize götürürdük, ve uzun yaz akşamlarını sokak kaldırımlarında oturarak sohbetle geçirirdik. Yetişkine döndüğümüzde şehrin bu yanlarını takip edemiyor hale geliriz. Sokaktaki hatıralarımızı evlerimize götürmez oluruz, ve çevremizi minyatür bir model olarak algılamayız. Şehir sıradan bir mekana, hayatımızın arka planına dönüşür. Bu ortamda öğrendiğimiz kurallara göre hareket ederiz ve şahsı çevremizden ayırırız. Bir taraftan evimizdeymişiz gibi hissetmeyiz, her şeyi belirlenmiş fonksiyonlarına göre kullanırız. Diğer taraftan bilmedik bir ortam olarak da görmeyiz. Merakımız ve keşfetme arzumuz sadece turist olduğumuz zamanlarda kuvetlenir. İstanbul sakinleri (“İstanbullular” ) şehrin sokaklarını evleriymiş gibi kullanırken çocuksu hayal güçlerini ve şehre olan bağlarını ifade ederler. Şehrin ve şahsi hayat alanlarının birbirine karıştığı, genel ve şahsi hayat alanlarının özel bir şekilde birbiriyle uyum sağladığı bu şehirden miliyonlarca turist muhteşem hatıralarla ayrılır. Playground sergimiz bize güncel hayatımızı bu sıradan çocuksu merakla keşfetmemize yardım edecek. Şehirle alakalı başka türlü yok olan ortak hatıralarımızı muhafaza etmemize imkan tanıyacak. Şehir aynı zamanda bir oyun alanı da olabilir. Ona nasıl baktığımız ve onu nasıl kullandığımız bize bağlı.

 

18:00-19:00 Guided tour of the Neighbour exhibition - curated specially for Urban Series by Creative Çukurcuma

Neighbour (noun) someone who lives close to another person’s place Creative Çukurcuma invites you to get to know the neighborhood through 3 different professions placed in 3 closeby spots between October 20-26. During these six days, you are welcome to explore the neighbourhood sites and selected professions, armed with your map of Çukurcuma – the exhibition will be a part of the Urban Series Symposium organized by the Hungarian Cultural Centre. Creative Çukurcuma was set up on the basis of neighbourhood understanding. “Komşu”, the first exhibition in the project plants the works of Cansu Çakar, Gözde İlkin and Can Sungu into the places of neighbours. The works will be displayed in these sites for a week. Not visible from the outside, the installations will invite visitors in; allowing for a simultaneous discovery of art, its space and the neighbourhood. A presentation in the Hungarian Cultural Centre on 21 October will further discuss the topic of “understanding neighbourhood”. An open tour of the exhibition will be held on the final day of the Urban Series, 23rd October.

Komşu – Konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad Creative Çukurcuma, 20-26 Ekim tarihleri arasında Çukurcuma’da bulunan 3 komşu mekana yerleştirilmiş 3 farklı iş ile sizleri mahalleyi yakından tanımaya çağırıyor! Macar Kültür Merkezi’nin düzenlediği Urban Festival kapsamında gerçekleşecek sergi ile altı gün boyunca bir Çukurcuma haritası üzerinden komşu mekanları ve misafir eserleri keşfetmeye davetlisiniz. Komşuluk anlayışından yola çıkarak kurulan Creative Çukurcuma’nın ilk sergisi olacak “komşu” ile Cansu Çakar, Gözde İlkin ve Can Sungu’nun eserlerini komşularımızın mekanlarına yerleştirdik. Eserler bulundukları mekanda bir hafta boyunca misafir olacaklar. Mekanlardaki işler dışarıdan bakınca fark edilemeyecek şekilde yerleştirildikleri için ziyaretçiler işleri keşfetmek adına mekanlara giriş yapacak ve içeride zaman geçirmek isteyecekler. Ayrıca, 21 Ekim’de Macar Kültür Merkezi’nde “komşuluk anlayışı’ üzerine konuşacak ve 23 Ekim günü Urban Festival kapanış etkinliği olarak tüm katılımcılara açık bir sergi turu düzenleyeceğiz.

 

19:00-21:00 Workshop: Trash to Treasure: Urban ways of re-producing in a material world

Bedirhan Çakır (designer, 100%Istanbul. TR)

Istanbul is a city of over 17 million inhabitants; a metropolis with huge consumption, large construction sites, busy markets and heavy traffic, etc. Everything is temporary. In the blink of an eye everything turns into trash. Transport pallets, safety belts, potato sacks, outdoor advertising banners, vintage clothing, used furniture… all turn into trash in the end.1oo%istanbul turns trash into everyday objects: bags, wallets, notebooks, i-pad covers, tables and chairs. We reuse and upcycle everything we find. For us, this is a new interpretation of urban art and industrial design. In this workshop we want to share our point of view of upcyling and experience turning trash into “brand new” objects together – as a proposal for reducing waste in the city.

İstanbul 17 milyonun üzerinde insanın yaşadığı bir şehirdir. Büyük tüketimi, kocaman inşaat alanları, yoğun çarşıları, trafiği, vb. büyük bir metropol. Her şey geçici. Bir göz kırpma süresi içerisinde her şey çöpe dönüyor. Ulaşım paletleri, emniyet kemerleri, patates poşetleri, reklam tabelaları, vintage kıyafetler, kullanılmış mobilya… sonunda her şey çöp oluyor. 100%Istanbul çöpten günlük kullanım eşyalar yaratıyor: çantalar, cüzdanlar, defterler, i-pad kılıfları, masalar ve sandalyeler. Bulduğumuz her şeyi tekrar kullanıp geri dönüştürüyoruz. Bu bizim için şehir sanatı ve sanayi dizaynın yeni yorumlamasıdır. Atölyede, şehirdeki çöpü azaltmak için bir teklifimiz olarak, geri dönüşümler ilgili düşüncelerimizi sizlerle paylaşıp, sizleri çöpten “yepyeni” eşyalar yaratmaya davet ediyoruz.



Leave a Reply